Debussy, "Prélude à l'après-midi d'un faune"ü — "Bir Faunun Öğleden Sonrasına Prelüd" — 1894'te yazdı ve eser, şimdiye kadar yazılmış en ikonik orkestra flüt sololarından biriyle başlar. Eser orkestra repertuvarının en ünlülerinden biri olduğu gibi, tasarlanmış en radikal orkestra müziklerinden biri olarak da anılır; o baştan çıkarıcı açılış solosu etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Aralık 1894'teki ilk seslendirilişte çalan flütçü Georges Barrère'di — Paris Konservatuvarı'nda Taffanel'in öğrencisi olan ve daha sonra Fransız ekolünü Amerika'ya taşıyacak isim.
Bu solonun neden bu kadar zor olduğunu anlamak, orkestra flütçülüğünün doğasını anlamak demektir. Teknik olarak hızlı değildir. Zorluk başka yerdedir: eser sessizlikten doğar, flüt yalnız başına girer, tempo serbesttir ve tonun ilk andan itibaren doğru renkte olması gerekir. Isınma imkânı yoktur; ilk nota aynı zamanda eserin kimliğidir.
Kromatik iniş-çıkışlı ezgi, pes registerde yumuşak ve havada asılı kalan bir ton ister. Çok fazla hava verilirse ezgi kabalaşır, çok az verilirse ses tutmaz. Bu denge, orkestra sınavlarında adayların en çok elendiği noktalardan biridir.
Her flütçünün bu soloyu bilmesi gerekir; dünyadaki her orkestra sınavının değişmez parçalarındandır ve flüt repertuvarının en önemli sololarından biri hâline gelmiştir.
Derslerimizde ileri seviyeye ulaşan kursiyerlerimizle bu tür pasajları, teknik bir hedef olarak değil, ton ve zamanlama kontrolünün en yoğun sınandığı örnekler olarak çalışıyoruz.