Bach'ın la minör solo flüt partitası (BWV 1013) bugün her ileri seviye flütçünün repertuvarında yer alır. Ama bu eserin tarihi, kesintisiz bir gelenek değil; bir kayboluş ve yeniden keşif hikâyesidir.
Partita büyük olasılıkla Bach'ın Köthen döneminde, 1720'ler civarında, bestecinin traverso flütle tanıştığı yıllarda yazıldı. Ardından neredeyse tamamen bilinmez hâle geldi. El yazması ancak 1917'de, dönemin Berlin'deki Kraliyet Kütüphanesi tarafından Thomaskantor ve tutkulu bir Bach koleksiyoncusu olan Wilhelm Rust'ın (1822-1892) mirasçılarından satın alındığında ortaya çıktı.
Eserin ilk seslendirilişi 1919'da, Paris Konservatuvarı'ndan yeni mezun olmuş René Le Roy tarafından yapıldı. Yani flüt repertuvarının en temel eserlerinden biri, yüzyılımızın hemen başında, genç bir icracının elinde konser hayatına girdi.
Partita dört bölümden oluşur — Allemande, Corrente, Sarabande ve Bourrée angloise — ve bu dans adlarının Fransızca yazımıyla kaydedilmiş olması, eserin özgün başlığındaki "Solo p[our une] flûte traversière par J. S. Bach" ifadesiyle birlikte dönemin dil ve tür anlayışını yansıtır.
Eserin flütçü için asıl zorluğu teknik hızı değil, eşliksiz bir çalgıda armoniyi ima etme göreviyle nefes planlamasının bir arada yürütülmesidir. Özellikle Allemande'ın sürekli akan on altılıkları, nefes noktalarının müzikal cümleyi bozmayacak biçimde seçilmesini gerektirir.
Derslerimizde bu tür eşliksiz eserleri, kursiyerin kendi zaman duygusunu geliştirmesi için özellikle kullanıyoruz. Eşlik olmadığında tempoyu tutan tek kişi çalan kişidir ve bu, metronomdan öğrenilemeyecek bir sorumluluk duygusu kazandırır.