Mathieu Dufour, 2014'ten bu yana Berliner Philharmoniker'in baş flütçüsü. Berlin'e gelmeden önce, 1999'dan 2014'e kadar Chicago Symphony Orchestra'nın baş flütçüsüydü. Yani kariyeri, dünyanın en üst düzey iki orkestrasında aynı görevi yürütmekten oluşuyor.
Bu tür bir kariyer, solistlikten farklı bir beceri setine dayanır. Solist kendi zamanını kendisi belirler; orkestra baş flütçüsü ise şefin temposu, yan çalgı gruplarının entonasyonu ve nefesli grubun kendi içindeki dengeyle sürekli hesaplaşır. Bir Mahler senfonisinde flütün öne çıktığı sekiz ölçü, o sekiz ölçüye kadar sessizce beklemeyi ve tam o anda hazır olmayı gerektirir.
Orkestra flütçülüğünün az konuşulan zorluklarından biri budur: çalınan nota sayısı azdır ama her birinin güvenilirliği yüksek olmalıdır. Solo konserde küçük bir tökezleme müzikal akış içinde eriyip gidebilir; orkestrada açıkta duran bir flüt girişindeki bir aksaklık salonda herkes tarafından duyulur.
İki büyük orkestra arasında geçiş yapmak ayrıca uyum sağlama becerisi ister. Her orkestranın kendi ses kültürü, akort alışkanlığı ve topluluk dengesi vardır; bir icracının bu kültüre kendi kimliğini kaybetmeden eklemlenmesi gerekir.
Derslerimizde belirli bir yeterliliğe ulaşan kursiyerlerimizin orkestra derslerine katılmasını bu nedenle önemsiyoruz. Toplulukla çalmak, birebir derste görünmeyen becerileri — dinleme, uyum, girişte hazır olma — ortaya çıkarır ve bunlar tek başına çalışarak kazanılamaz.