Çağdaş flüt repertuvarında, enstrümandan alışılmış anlamda bir "nota" beklenmediği pasajlar vardır. Bunlar arasında en tanınmışı jet whistle'dır: ağızlık deliği tamamen dudakla kapatılarak enstrümanın içine güçlü ve ani bir hava akımı gönderilmesiyle üretilen, ıslığa benzer keskin bir sestir.
Robert Dick'in "The Other Flute" kitabı, jet whistle'ı perküsif tınılarla birlikte flütün ses imkânları arasında sistemli olarak listeler. Perküsif efektler ise perdelerin sert biçimde kapatılmasıyla üretilen ve hava kullanılmadan da duyulabilen vurmalı seslerdir — key click olarak bilinir.
Bu efektlerin ortak özelliği, flütü bir ezgi çalgısı olmaktan çıkarıp bir ses kaynağı olarak ele almalarıdır. 20. yüzyıl müziğinde bestecilerin enstrümanlara yaklaşımındaki bu değişim, flütü de kapsamıştır.
Kursiyerler açısından bu tekniklerin iki yararı vardır. Birincisi, çağdaş repertuvara kapı açar. İkincisi ve daha önemlisi, enstrümanla kurulan ilişkiyi değiştirir: flütün sadece nota üretmek için değil, ses üretmek için de kullanılabileceğini fark eden bir öğrenci, kendi tonuyla daha rahat deney yapar.
Bir uyarı gereklidir: jet whistle güçlü bir hava akımı gerektirir ama bu, zorlamayla karıştırılmamalıdır. Boğazın sıkılması ya da aşırı basınç uygulanması ne sesi iyileştirir ne de sağlıklıdır.
Derslerimizde bu efektleri, çağdaş eser çalışan kursiyerlerimize ihtiyaç doğduğunda öğretiyoruz. Merak eden kursiyerlerimize ise enstrümanın imkânlarını tanıtmak amacıyla kısa bir tanıtım yapıyoruz — bu genellikle derse hoş bir merak katıyor.